Jamiroquai’dan iki eski şarkı

Merhaba!
Bugün yine sevdiğim gruplardan biri olan Jamiroquai’dan bahsedeceğim. Halkımızca Camiryo, Cemıryö, Jamır, Cemile Gula gibi çeşitli telaffuzlarla bilinen bir grup Jamiroquai. (Ben “Cemirokuay” diyorum.) 1992 yılında kurulmuş, İngiltere (Londra) kökenli bir funk, asid caz grubu. Ülkemize de 2013 yılında gelmiş, Rock’n Coke Festivali’nde konser vermiş. (Daha sonra tekrar geldiler ama vokalist Jay Kay’in rahatsızlığı nedeniyle konser iptal edildi diye hatırlıyorum.) Ben birçok müzik grubu ve sanatçının olduğu gibi, bu grubun da ilk 4* albümünü daha çok beğeniyorum. (“ilk 3” veya “ilk 4” uğuru diye birşey var sanki. Birçok sanatçıyı etkileyen bir uğur mu desem, totem mi desem bilemedim. Yani, ilk 3-4 albüm çok güzel oluyor, sonrakiler o kadar güzel olmuyor, biraz tadı kaçıyor sanki…)

Jamiroquai’ın benim hayatımda nasıl bir yeri var? Aslında tesadüfen tanıdım diyebilirim. Zorlu okul yıllarımda dinledim. Bir otobüs köşesinde, İstanbul’un sabah trafiğine katlanmaya çalışırken bana güç verdi, umut verdi. Hayal gücümü kullanmamı sağladı. Beni o otobüsten alıp, farklı diyarlara götürdü. Sonra otobüs değişti, yol değişti, okul değişti, dünya değişti, ben değiştim. Ve o günlerden hatıra, iki güzel şarkı oldu, bana çok güzel duygular yaşatan. İşte o şarkılardan bahsedeceğim şimdi…

Jamiroquai’ın en sevdiğim parçalarından biri, 1999 yapımı King for a Day. Şarkı, klasik müziği andıran bir klavsen* (piyanonun atası) açılışıyla başlıyor, aynı temayı piyano devralıyor, yaylılar ve davul atağıyla birlikte sözler başlıyor. Bu şarkıda hoşuma giden şey, parçanın bir basso continuo* (armoniye uyumlu olarak sürekli hareket eden bas hattı) üzerine kurulu olması. Müzik tarihinde, Barok Dönem’in en önemli özelliklerinden biridir basso continuo. Bu özelliği, bir funk grubunun bu şekilde kullanması hoşuma gitti. Ayrıca yine yaylıları da benzer şekilde kullanmış ve küçük bir yaylı solosuyla Barok müziğe gönderme yapmış… Şarkıya çekilen klip de yine Barok temalı; eski bir sarayda geçiyor. Grubun vokalisti Jay Kay, üzerinde 16. yüzyıla ait bir gömlek, ceket, ve elinde kadehiyle bizi karşılıyor ve saray içinde gezdiriyor: Beyaz peruklu dönemdaşlar, kabarık elbiseler, işlemeli şık ceketler, uzun perdeli odalar, heykellerle süslenmiş kocaman bir döner merdiven, yine o döneme ait bir yaylı orkestrası, bir klavsen ve vals yapan çiftlerle tam bir görsel şölen…
İzlemek isterseniz, klibin YouTube bağlantısı: King for a Day

Bahsetmek istediğim bir diğer Jamiroquai şarkısı ise daha çok bilinen, Virtual Insanity. (Sanal Delilik anlamına geliyor.) 1996’da çıkan 3. stüdyo albümü Travelling Without Moving’den bir şarkı. Biraz sistemi, biraz da bizi eleştiren bi şarkı gibi geldi bana. “Futures made of virtual insanity now.” sözleriyle, geleceğimizin sanal bir delilik olduğunu söylüyor. Durum hala böyle olduğuna göre, bundan 20 sene önce, bugünü görebilen bir bakış açısına sahip olduğu için Jay Kay’i tebrik etmek gerekir. Gelelim şarkının klibine… 1997 MTV Video Müzik Ödülleri’nde Yılın En İyi Video’su seçilmiş. Gerçekten çok ilginç bir klip: Beyaz duvarlı bir odada geçiyor. Zemin kayıyormuş gibi görünüyor. Jay Kay de dans edip, artistik pozlar veriyor. Aynı kayan zeminde siyah koltuklar sabit duruyor ama Jay Kay’in olduğu kısım kayıyor. Bir ara kartal geliyor, böcek geliyor. Sonlara doğru da koltukların kanadığını görüyoruz. Verilmek istenen mesaj şu olabilir mi: “Bu hayat, kaygan bir zemine inşa edilmiştir. Beklenmeyen durumlarda, Jay Kay gibi ustalıkla ayakta durmayı ve koşullara adapte olarak işini yapmaya devam etmeyi bilmek gerekir.” Klipte bulunan kartal, böcek ve koltukların kanaması gibi öğeler de hayata dair simgeler mi acaba? Şarkının adı “Sanal Delilik”; bu durumda, klipteki beyaz duvarlı oda, bir tımarhane hücresini mi sembolize ediyor? Kafamda deli sorular… YouTube bağlantısını vereyim de, izleyip siz karar verin ne anlatmak istediğine: Virtual Insanity
image
Evet bugünkü grubumuz Jamiroquai idi. Diğer yazılarda görüşmek üzere. Hoşçakalın, müzikle kalın…